Algı ve gerçeklik arasındaki uçurum sosyal medya



Geleneksel olan her şeyin anlamını yitirdiği, kavramların içinin boşaltıldığı, yeni olanın ise tedavülde kalma süresinin oldukça kısaldığı dijital bir çağda yaşıyoruz. Dijital çağın en güçlü unsuru da sosyal medyadır.


Bu yeni nesil medya sayesinde düşünce gümrükleri ortadan kalktı ve dünyanın herhangi bir noktasında yaşanan gelişmelere anlık olarak ulaşma imkânı doğdu. Başka bir ifade ile sosyal ağlar üzerinden yayınlanan herhangi bir bilgi, anında küresel boyutta yayılma ve kitleleri etkileme gücüne ulaştı.


Bu paradigma ile devletler bölgesel ve küresel bir güç olmak, iktidarlarının ve politikalarının meşruiyetini sağlamak; yasal ve yasal olmayan yapılar ile fertler ise itibarlarını yükseltmek, faydalarını maksimize etmek için hedef kitlelerini ikna etmenin ve onlara kendi gözlerinden dünyaya bakmalarını sağlamanın yol ve yöntemlerini aramış ve bu minvalde çeşitli stratejiler geliştirmişlerdir. Geliştirilen stratejilerin merkezinde ise sosyal medya yer bulmuştur.


Bir başka ifade ile aktörler arasındaki manipülasyona dayalı enformasyon mücadelesi dijital dünya üzerinden kurgulanmaya başlamıştır. Sosyal medya üzerinden kendi menfaatleri doğrultusunda algı oluşturmak isteyenler tarafından kurgulanan bilgilerin medyada sürekli tekrarlanması ile hedef kitlelerin hem algıları yönlendirilmekte hem de zihinleri, düşünceleri şekillendirilmektedir.


Benzer her tür uygulamalardaki genel amacın belli bir kitleyi kendi rızasıyla ikna etmek ve istenilen doğrultuda bir algı oluşturmak olduğu genel kabul gören bir görüştür. Olguyu tarih ile pekiştiren en önemli söz ise Amerikalı siyasetçi Henry Kissinger’ in “Bir şeyin gerçek olması pek o kadar önemli değildir; fakat gerçek olarak algılanması çok önemlidir” sözüdür.


Bu bağlamda tüm olayları öncesi ve sonrası ile birlikte, koşulsuz kabul olmadan bütüncül olarak tarafsız bir şekilde değerlendirmekte herkes için gerçeğe ulaşma noktasında oldukça fayda vardır.


Kısacası, bu tür uygulamalarda amaçlanan ikna-değişim-etki ilişkisi, gerçek ve kurgu arasındaki çizginin bulanıklaştırıldığı, hedef kitlenin oluşturulan sanal gerçekliklere inanmaya ikna edildiği, kelimelerin bilindik anlamından uzaklaştırıldığı derin çatışma süreçleridir.


Bu süreçlerde sosyal medya, “ortaya çıkaran sebep” olmaktan ziyade “şekillendirici” rolüyle karşımıza çıkmaktadır.


Son yıllarda Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde domino etkisi yapan yönetim karşıtı eylemleri, ülkemizde geniş kitlelere etki etmesi sebebiyle bir örnek vermek gerekirse gezi parkı olayları çerçevesinde yaşanılanları ve son zamanlarda gündemde olan birçok tartışmanın her boyutunu bu kapsamda değerlendirerek, oluşturulmaya çalışılan algılara köle olmadan, yerli ve milli bir bakış ile düşünmek ve devletimizin kudretine inanmak lazımdır.


Sonuç olarak günümüzde sosyal medya, politik, ekonomik ve sosyal güç bahşeden ve toplumsal algıyı şekillendiren önemli bir araç pozisyonuna gelmiştir.


Gerçek ile kurgulananlar arasındaki geniş aralığın çoğalmasında, dolayısıyla bulanık bir algı yapısına sahip olunmasında güçlü bir araç olabilen ve kitleleri etki altına alarak adeta bir maşa olarak kullanabilen sosyal medya paylaşımlarını düşünce süzgecinden geçirmek ve bu doğrultuda hareket etmek aklı ve vicdanı hür herkes için elzemdir.

1 Haziran 2013

Düşüncenizi paylaşın

Daha yeni Daha eski